Yazar olamamakla ilgili dersler #1-7

Çok sevdiğim Coen Kardeşler'in, en sevdiğim filmlerinden biri olan ''Barton Fink'' filminde şöyle bir replik geçiyordu: ''Sen yazar falan değilsin Barton, sen lanet olası bir yazamazsın!'' Ve yine en sevdiğim dizi olan Californication dizisinde şuna yakın bir replik vardı: ''Yanılıyorsun. Ben bir yazar değilim. Çünkü yazarlar, otururlar ve aklında dönüp duranları kağıda geçirirler. Benden ise hiçbir şey çıkmıyor, hiçbir şey yok, hiçbir şey yazmıyorum..''

Ben Tuna Felix Yüksel, bu iki örnekteki kadar başarılı olamadığım halde onların yaşadığı benzer şeyleri yaşıyorum. Hal böyle olunca, çoğu başarılı yazarın yaptığını yapmaya ve yazarlıkla, daha doğrusu yazma eylemiyle ilgili bir şeyler söylemeye karar verdim. Söyleyeceğim herhangi bir maddeyi yapmadım ve hatta çoğu zaman bunların aksini yaptım. Bu yüzden, yazdığım en büyük eser olan hayatımı göz önünde tutarak, bunları söylemekte herhangi bir sakınca görmüyorum. Bir imam olarak görebilirsiniz beni. Yaptıklarımı değil, söylediklerimi yapın demek gibi bir şey.

Yazar olamamak ve yazamamakla ilgili dersler: 

 1. Arkadaşlar edinin. Özellikle bir telefonuyla kitabınızı yayınlatabilecek, sizi senaryo ekiplerine dahil edebilecek ya da işinizi hayata geçirebilecek parası olan arkadaşlar olsun bunlar. Çevre dediğiniz şey aslında sizin iş yapmanızı sağlayacak temel unsurdur. Unutmayın ki, eğer yukarıdan tanıdıklarınız yoksa, dünyanın en iyi yazarı olsanız bile bu sizin asla kullanamadığınız bir potansiyele dönüşecektir. Yazmaya olan yetenek, hiçbir şeydir. Günümüzde asıl yetenek, doğru insanları tanıyarak yazdıklarının ne kadar önemli olduğunu gösterme şansı bulmanızdır. Kaldı ki yetenekli bir yazarı kimse bilmiyorsa sıkışıp kalır ve günün sonunda kendisini potansiyelini yitirmiş olarak bulur. Ancak doğru insanları tanıyan ve herhangi bir yetenekten yoksun biri bile, sırf bu yüzden hiç hak etmediği bir şekilde başarıya ulaşabilir.

2. Şöhretten kaçının. Şöhret, ün ya da tanınırlık yazdıklarınızın bir sonucu olmalıdır. Yani tüm bunları arzulayarak, yazmayınız. Çünkü hayal kırıklığı yaşarsınız. Kaldı ki, şöhret bir yazar için en kötü şeylerin başında gelir. Tanınan bir yazar, saklanamaz. Saklanamayan bir yazar, insanları gözlemleyemez. Dikkat edin, yazdıklarından daha çok yazdıklarıyla ilgili konuşup övünenlerin tümü boktan yazarlardır. Satın aldıkları kıyafetleri, pahalı eşyaları ya da anlamsız yaşamları gibi reklam yapmaya, konuşulmaya mahkumdurlar. Kendilerini nasıl olduklarından farklı biriymiş gibi göstermek zorundalarsa, yazdıklarını da olduğundan daha anlamlı ve değerli olduğunu göstermeye mahkumdurlar.  Boktan yazılarıyla övünen tüm o insanları düşünün, bana hak vereceksiniz... 

3. İyi bir yazar, bu hayatta başka hiçbir şey olamayandır. Çünkü iyi yazarların tümü yazabilmek adına hiçbir şeyi tam beceremezler. Yazarlar, ne iyi bir eş olabilirler ne iyi bir ebeveyn ne de iyi bir arkadaş. Çünkü yazarlar, yazmak zorundadırlar. Yazmak, tek başına yapılan bir eylemdir. Yazmayan bir yazar ise okuyarak, izleyerek, bir şekilde kendisini geliştirip yazmaya hazır etmek zorundadır. Bu yüzden yazar, yazmak dışında herhangi bir şeye vakit ayıramaz. Başka bir şeye ayırdıkları vakitler ne kadar az olursa, o kadar iyi bir yazara dönüşür. 

4. Yazmamak adına nedenleriniz, yazmak adına nedenlerinizden her zaman daha fazla olacaktır. İyi bir yazar, yazmak adına bulduğu tek bir sebebe sıkıca sarılıp ne olursa olsun yazandır. Yazmak, süreklilik ister. Yazarın yapması gereken en önemli ve en büyük şey, yazmak adına kendine bir sebep yaratmasıdır. 

5. Yazar hayatında reddedilmeye kendisini hazırlamalı ve kendisini buna göre yetiştirmelidir. Yayınevleri tarafından reddedilmek, bir yazarın mazoşist tarafıdır. Sadece yayınevleri tarafından değil, kanallar, yapımcılar ve hatta hoşlanılan insanlardan red yemek, yazarın bir tarafını gizliden gizliye hoşnut etmelidir. Çünkü bu reddedilişler, yazarın neden yazdığına dair en büyük motivasyon ve belki de bahsedilip duran o ilham perilerinden olacaktır. 

6. Yazmak isteyen biri, yazılarını bir başkasına okutma isteğinin önüne geçmelidir. Çünkü okumasını istediği o kişi, kendisine ne kadar yakın olursa olsun, ya okuyacak uygun zamanı kendisinde bulamayacak ya da istediği tepkiyi veremeyecektir.  Bu yüzden, gelecek yorumlara çok bağlı olmadan, kendi yazdıklarının en büyük okuyucusu yine kendi olmak zorundadır. Benim tecrübelerime göre, hayatımdaki kadınlar ya onları aldattığımı düşünerek ya da onlar hakkında neler yazmış olacağımı görmek adına yazdığım her şeyi okudular. Ve bir yazarın hayatındaki insan, yazdıklarına ne kadar ilgisiz kalırsa, hayatından çıkmaya bir o kadar yaklaşmış demektir.

7. Yazmakla uğraşan biri, yazmak dışında para kazanabileceği bir işi de düşünmek zorundadır. Çünkü yazarak para kazanmak çok zordur. Kazanacağınız para da çoğu zaman hayal kurduğunuz para olmaktan çok uzak olacaktır...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbolu konu edinen 10 film

Hem kitap hem film: Driver (Sürücü)

1 isim, 10 film: Jake Gyllenhaal