Hem kitap hem film: Uçurtmayı Vurmasınlar

Kitaplar, okuyucular için kendi hayatlarından kurtulmanın en iyi yollarından biri olmuştur. Sinema için de en büyük ilhamlardan biri. ''Hem kitap hem film'' köşesinde, kitabından filme dönüşmüş eserleri yorumlayacağım... 

''Hem kitap hem film'' köşesinin ilk konuğu: Uçurtmayı Vurmasınlar


1989 yılı yapımlı Uçurtmayı Vurmasınlar filmini ilk izlediğimde henüz küçük bir çocuktum ve yıllar sonra aklıma geldiğinde hatırladığım en büyük şey, filmi izledikten sonra duygulandığım ve gözlerimden akmasını engelleyemediğim yaşlarım olmuştu. Bir çocuk olarak izlediğim için filmin ana karakteri olan küçük Barış'ı daha kolay anlayabilmiş ve onun için çok daha üzülmüştüm. En azından hatırladığım şey buydu. 

Her ne kadar filmin yönetmeni Tunç Başaran geçtiğimiz yıllarda ''Uçurtmayı Vurmasınlar filmi politik bir film değil'' açıklamasına anlam verememiş ve biraz üzülmüş olsak da ben bu filmi halen seviyor, Türkiye sineması için önemli bir film olduğunu düşünüyorum. Son olarak yaklaşık iki sene önce, televizyonda denk geldiğimiz Uçurtmayı Vurmasınlar filmini izlediğimde gözlerim bir kez daha dolu dolu olmuş, çocukken hissettiğim duyguların benzerini bu kez 22-23 yaş civarında hissetmiştim. Öyle ki benimle izleyen insanın hıçkıra hıçkıra ağlaması çok hoşuma gitmiş, onun fotoğraflarını çekebilmek adına gözlerimde biriken yaşların akmasını engellemeyi başarmıştım. 

Uçurtmayı Vurmasınlar filmi, annesiyle birlikte hapishanede kalan 5 yaşındaki Barış'ı anlatıyor. Küçük bir çocuğun gözünden hapishaneyi, hapishane koşullarını ve dönemin Türkiye'sini daha iyi anlayabildiğimiz bu film, yapıldığı yılı düşündüğümüzde sinemamızın en iyi ve en unutulmayacak filmlerinden biri olmayı başarıyor. Senaryonunun oldukça iyi, yönetmenliğin fena olmadığı, oyunculuklardaki kusurların fazla göze batmadığı, müziklerin başarılı olduğu bu filmin belki de dönemi düşündüğümüzde anlayışlı olmamızın gerekeceği teknik anlamdaki zayıflıkları ve prodüksiyondaki yetersizlikleri filmin en büyük eksileri olarak göze çarpıyor. 

Bu filmden sonra yıllar sonra Zeki Demirkubuz'un Zagor'u olarak tanıyacağımız Ozan Bilen'in küçük Barış'ı canlandırdığı bu filmin oyuncu kadrosunda Füsun Demirel, Rozet Hubeş, Sevgi Sakarya, Güzin Özipek, Güzin Özyağcılar ve Meral Çetinkaya gibi isimler yer alıyor.
Filmini ilk defa yıllar önce henüz küçük bir çocukken izleyen ben, filmin uyarlandığı kitabı hiç okumamıştım. Ancak aklıma yazabileceğim böyle bir format gelince hemen kitabını okumak istedim ve kitabı bir çırpıda bitirdim. 

12 Eylül askeri darbesinin ardından dört yıl cezaevinde kalan Feride Çiçekoğlu, cezaevinde gerçekten tanıdığı bir çocuğun yaşamını anlatmaya karar verince Uçurtmayı Vurmasınlar kitabını yazmış. Kitap, küçük Barış'ın yazdığı mektuplardan oluşuyor. Oldukça sade, basit (basit olmak zordur, kötü bir şey hiç değildir) ve etkileyici bir şekilde ufak bir çocuğun masum ve nahif bakış açısıyla yazılan bu kitap, okuyucuda tatlı bir hüzün bırakıyor. Kitabı okurken gözlerinizin dolmaması mümkün değil. Ben kitabını, filmine göre daha çok sevdim. Çünkü kitabı okurken, kafamda uyarladığım film, gerçekten uyarlanan filmine göre daha iyi bir prodüksiyona sahip ve şartların sinemaya daha elverişli olduğu haliydi. Filmi oldukça başarılı bir uyarlama olsa da kitabını bir tık daha başarılı buluyor ve sanırım bir tık daha fazla seviyorum. 

'İnci, niye uçmuyor bu uçurtma?” -”Uçar bir gün…”

''Uçurtma uçurucaktık hani, söz vermiştin bana; niye yalan söyledin? Burnun uzadı mı inci, hani Pinokyo’nunki gibi?'' 

"ona ''nişanlın neden kafeste?" diye sordum. halkını sevdiği içinmiş. ''sen niye buradasın?" diye sordum nevin'e. o da halkını sevdiği için buradaymış. ''ben büyüyünce halkımı hiç sevmeyeceğim. halkını sevenler hep kafese giriyor.''

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbolu konu edinen 10 film

Hem kitap hem film: Driver (Sürücü)

1 isim, 10 film: Jake Gyllenhaal