En sevdiğim sahne: Kış Uykusu
''En Sevdiğim Sahne'' başlığı altında herhangi bir filmin, en sevdiğim sahnesini paylaşacağım.
Bu köşenin ilk konuğu: Mubi Türkiye'de yayınlanan Kış Uykusu filmi oldu. Bana göre Türkiye sinemasının en iyi filmi olan ve hatta Türkçe yazılmış en iyi metinlerin başında gelen Kış Uykusu filminde seçebileceğim çok sahne olmasına rağmen şu sahneyi seçtim:
Nihal artık ayrılmayı iyiden iyiye düşünüp durduğu kocası Aydın ile tartışmaktadır. Filmde entelektüel kesimi temsil eden Aydın karakteri, ''neymiş benim suçum, ne yapmışım ben sana?'' sorularını sorarak, karısının tavırlarının nedenini öğrenmek ister. Kocasının sahip olduğu özellikleriyle adeta ezilen Nihal ise cümlelerinde üstüme alındığım şu cümleleri kurar:
“Aslında iyi öğrenim görmüş, dürüst, hak gözeten, âdil bir insansın. Yani genel olarak böyle olduğu söylenebilir, buna diyecek bir şey yok. Ancak yeri geldiğinde bu erdemlerinle insanı boğan, ezen, küçük düşüren, aşağılayan bir hava taşıyorsun. Bu dürüst düşünme tarzınla bütün dünyadan nefret ediyor gibisin. İnananlardan nefret ediyorsun çünkü inanmak sana göre az gelişmişlik, kara câhillik belirtisi. Öte yandan herhangi bir inanç, bir ideal taşımıyorlar diye inanmayanlardan da nefret ediyorsun. Yaşlıları, geri kalmışlıkları, tutuculukları, özgür düşünemedikleri için, gençleri ise özgür düşünceleri yüzünden. Geleneklerden kopuk oldukları için beğenmiyorsun. Halkın ülkenin çıkarlarının en önde olması gerektiğini söyler durursun. Ama her karşına çıkandan, hırsızmış, soyguncuymuş gibi kuşkulandığın için halktan da nefret ediyorsun. Nefret etmediğın insan yok neredeyse. Yalnız bir kez olsun durumunu gerçekten güçleştirebilecek bir dâvayı savunduğunu, kendine bir fayda sağlamayacak duygular beslediğini görebilmeyi ne çok isterdim. Ama bu mümkün değil.”

Yorumlar
Yorum Gönder