Ben Bir Başkasıdır: #1 Mario Balotelli

Hayatım boyunca her zaman okuduğum kitaplardan ya da izlediğim filmlerden etkilenip oradaki karakterleri kendime benzetmişimdir. Hatta bu sadece kurgusal karakterlerde kalmamış, bir yönetmene, bir oyuncuya, bir şarkıcıya ve bir sporcuya bile yakınlık kurarak onların sahip olduğu bazı özelliklerin kendimde de olduğunu düşünerek ya da onların yerinde sanki ben varmışım gibi hissederek o isimleri yoğun bir şekilde sevmişimdir. En sevdiğim şairin''ben bir başkasıdır'' cümlesinden yola çıkarak, bir başkası olduğumu düşündüğüm isimleri ele almak istedim...

BEN BİR BAŞKASIDIR: #1 MARİO BALOTELLİ

Bu köşemin ilk konuğu, futbol dünyasının en problemli çocuğu olarak adlandırılan Mario Balotelli oldu. 15 yaşından beri editörlük yapmış biri olarak, çalıştığım çoğu yerde bana ''Balotelli'' denmesinden midir yoksa gerçekten onu anlayabiliyor olmamdan mıdır bilmiyorum ama kendisini çok sevmekle birlikte kendime çok yakın buluyorum. Ayrıca ben 15 Ağustos doğumluyum, o ise 12 Ağustos doğumlu. Yakın günlere doğmuş insanlarla daha çok ortak özelliğimin olduğunu düşünüyorum ve Balotelli de o isimlerden biri…

İLGİ ve SEVGİ ARAYAN, BÜYÜMEYEN BİR ÇOCUK: BALOTELLİ
Mario Barwuah, 12 Ağustos 1990 günü Ganalı bir ailenin çocuğu olarak İtalya'nın Palermo şehrinde dünyaya geldi. Henüz 3 yaşındayken, hayatın zorluklarıyla karşı karşıya kalan Mario, ciddi bir hastalığa yakalandı ve hayatı tehlike altındaydı. Doktorların çok uzun yaşayamayacağını söylediği Mario'nun biyolojik ailesi, tedavi masraflarını karşılayamayacak kadar yoksul oldukları için evlatlarını evlatlık verme kararı aldı. Kısa bir süre sonra Balotelli çiftine evlatlık verilen Mario, hafta sonlarını gerçek ailesiyle geçirirken bir yandan da tedavisine devam ediyordu. Tedavisinin ardından artık tamamen iyileşen Mario, iki ailesine gidip gelirken hangi hayatın kendisi için gerçek hayat olduğunu bilmiyor, kendisini bir yere ait hissetmekte zorlanıyordu. 11 yaşında futbola başlayan Mario, henüz küçük yaşta herhangi bir şeye karşı hissedemediği aidiyet hissini bir topun peşinde koşarak aramaya karar verdi.

Yaşı büyüdükçe biyolojik ailesinden kopan Mario, büyüyor ve büyüdükçe fizik olarak da yaşıtlarına göre oldukça fazla gelişiyordu. 15 yaşında genç takımdan A takıma yükselen ve fiziğiyle dikkat çeken Mario, biyolojik anne ile babasını reddederek onlarla görüşmeyi kesti. Barcelona tarafından deneme antrenmanlarına davet edilen ve bu deneme sürecinde attığı gollerle dikkat çeken Mario, vatandaşlık sorunu gibi kendi elinde olmayan sorunlar sebebiyle Katalan ekibine transfer olamadı. 2006 yılında İtalya'nın büyük kulüplerinden İnter'in yolunu tutan Mario, biyolojik ailesinin Barwuah soyadını bırakarak evlatlık verildiği ailenin Balotelli soyadını taşımaya başladı. Ailesinin yoğun ilgisi ve kendisine gösterdikleri büyük sevgiyle büyüyen Mario Balotelli, U-15 ve U-18'de Gana Milli formasını giymesine karşılık biyolojik ailesinden intikam alırmışçasına artık İtalya Milli Takımı için oynayacağını söyleyerek, Gana kimliğini tamamen bırakmış oldu. 

Yaşı büyüdükçe futbol dünyasında adından söz ettirmeye başlayan Mario Balotelli biyolojik ailesinin görüşmeye olan isteğini ‘’bir oğlunuzun olduğu ünlü olunca mı aklınıza geldi? Bu zamana kadar neredeydiniz?’’ diyerek reddetti. Biyolojik ailesinden sadece kardeşiyle görüşen Mario, kardeşine verdiği maçının biletleri için öz anne ve babasının sorduğu ‘’biz de seni izlemeye gelebilir miyiz?’’ sorusuna, oldukça soğuk bir şekilde ‘’ben o biletleri kardeşime verdim, sizin gelip gelmemeniz beni ilgilendirmiyor’’ şeklinde cevap verdi. Balotelli’nin biyolojik anne ve babasının oğullarını canlı izleyebildiği tek maç vardı ve Mario o maçta sadece 32 dakika forma giyebilmişti.

ÇOK POTANSİYELLİ: İNTER GÜNLERİ
İnter teknik direktörü Roberto Mancini tarafından hemen fark edilen 17 yaşındaki Mario Balotelli, A takım formasını ilk kez 16 Aralık 2007 tarihinde oynanan Cagliari maçının 90. dakikasında oyuna girerek giydi. Bu maçtan üç gün sonra Reggina ile oynanan kupa maçında ilk kez 11'de sahaya çıkarken, bu karşılaşmada 2 gol atarak dikkat çekti. Balotelli, 4 Kasım 2008'de UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Kıbrıs takımı Anorthosis Famagusta'ya gol atarak, "UEFA Şampiyonlar Ligi'nde gol atan en genç İnter futbolcusu'' olmayı başardı. İlk sezonunda 11 maça çıkıp 3 gol atma başarısı gösteren Mario Balotelli, ilk sezonunda şampiyonluk yaşama başarısı gösterdi. 

Jose Mourinho'nun takımın başına geçmesinin ardından daha fazla forma şansı bulmaya başlayan genç futbolcu, Portekizli teknik adamla o sezon çıktığı 29 maçta 15 gol atıp 3 asist yaparak dikkat çekmeyi başardı. Mourinho, kendisiyle ilgili komik bir anısını yıllar sonra anlatmış ve şöyle demişti: ''Şampiyonlar Ligi'nde Rubin Kazan ile oynayacaktık ve Mario'dan başka forvetim yoktu. Maçın 42. dakikasında sarı kart gördü. İlk yarı bittiğinde devre arasındaki 15 dakikanın 14 dakikasını ona ayırdım. Onu değiştiremeyeceğimi, ona ihtiyacım olduğunu, sadece futbolu oynaması gerektiğini söyledim. Kimseye dokunma, topla oyna, birileri seni tahrik ederse oralı olma, işine bak gibi şeyler söyleyip durdum. Ve maçın 46. dakikasında kırmızı kart gördü.'' Jose Mourinho'nun Balotelli ile ilgili bu anısı, onun kariyerinin özeti gibiydi. 

Mario Balotelli'yi tahrik etmek, onu kandırmak, onu oyundan düşürmek ve hatta onun kırmızı kart görmesini sağlamak çok kolaydı. Rakipleri de fiziğine baktıkları zaman gördükleri kocaman adamın aslında bir aldatmaca olduğunu, Balotelli’nin içinde büyümeyen ufak bir çocuğun olduğunun farkındaydılar. Belki de Mourinho, rakiplerinin kolayca manipüle edebileceği, henüz tam anlamıyla hazır olmayan genç Mario'yu ilk 11'de kullanmak yerine hamle oyuncusu olarak kullanıp ona hemen hemen her maç şans vermeye çalışıyordu. Mario Balotelli kendisine verilen kısıtlı süre içerisinde goller atıyor, oynadığı futbolla dikkat çekmeyi başarıyordu. Disiplinsiz olmasına ve her an patlamaya hazır bir bomba olmasına rağmen sempatikliğiyle akıllarda yer ediyordu. 20 yaşındaki genç futbolcu İnter takımında üst üste iki şampiyonluk daha yaşarken, Jose Mourinho ile birlikte Şampiyonlar Ligi kupasını kazanmayı da başarmıştı. Ancak İtalya'da yaşadığı ırkçılık sebebiyle, kötü günler geçirmeye başlayan Mario Balotelli, kendisini daha fazla yalnız hissetmeye başlamış ve hayatı boyunca yoğun şekilde hissettiği aidiyet eksikliğini bir kez daha fazlasıyla hissediyordu. O dönem Balotelli, kendisine yapılan ırkçılıkla ilgili ''Rakip taraftarların beni sevgiyle karşılamasını hiçbir zaman beklemiyorum, onları anlıyorum. İstediklerini söylemeye, istedikleri tezahüratı yapmaya özgürler. Ama bunu böyle yapmaları beni üzüyor, oldukça üzülüyorum'' gibi oldukça nahif bir açıklama yaptı. Irkçılığın cezasının ne olmasıyla ilgili sorulan soruya verdiği cevap ise aslında onun ne denli çocuk ruhlu ve aynı zamanda ne kadar iyi biri olduğunun en büyük kanıtlarından biriydi: ''Irkçılık yapan insanların gerçekten ırkçılığın ne demek olduğunu bildiklerini düşünmüyorum. Onlara ceza verilmeli mi? Hayır. Çünkü her insan ikinci şansı hak eder. Bu yüzden ceza yerine, insanları cezalandırmak yerine onları bilinçlendirmek gerekir.’

Artık kendisini İnter'e ve belki de İtalya'ya ait hissetmeyen Mario Balotelli, belki de bu his yüzünden artık idmanlara geç geliyor, yeterince çalışmıyor ve Jose Mourinho'yu çileden çıkarıp duruyordu. Hatta Mourinho onun için ''Babası yaşındaki Zannetti'nin çalıştığının yarısı kadar çalışsa dünyanın en iyi oyuncusu olabilir'' demişti. Mourinho’nun genç futbolcuyla ilgili söylediği tek şey bu değildi, onun için ‘’çok yetenekli bir futbolcu’’ diyen özel biri, ‘’ama beyni yok’’ diyerek ekliyordu. Portekizli teknik adam yıllar sonra ‘’o yönetilmesi imkansız biri’’ olarak tanımladığı Mario ile yaşadıklarını ''onunla yaşadıklarım kesinlikle bir kitap haline getirebilirim ve bu kitap yazılmış en iyi komedilerden biri olur'' dedikten sonra attığı kahkahalar ile özetleyecekti. Rol yapmak istemeyen, olduğu gibi, saf bir şekilde kalmak isteyen ve hatta bu saflığını kaybetmekten korkan Mario, belki de sırf bu yüzden İnter forması giydiği halde bir röportaja Milan formasıyla katılarak, kendi taraftarlarıyla arasındaki bağı tamamen koparmıştı. Ancak bardağı taşıran şey ise İnter'in Barcelona ile oynadığı karşılaşmanın ardından İtalyan taraftarların hedefindeki isim olan Mario, üzerindeki formayı çıkarıp yere atmış ve orta parmağını kendisine tepki gösteren taraftarlara doğru sallamıştı. Bu hareketinin ardından İnter'in takım kaptanı Materazzi tarafından koridorda hırpalanmış, o maçta Barcelona forması giyen eski takım arkadaşları Zlatan Ibrahimovic ''Materazzi, Balotelli'ye saldırdı. Barcelona'yı yenmeyi kutlamak yerine genç bir futbolcuya saldırmasına anlam veremedim. Genç bir çocuğu dövdü ama ona yaptıklarını yarısını bana yapsaydı, onu hiç düşünmeden yere sererdim'' diyerek yaşanan bu olayı bir televizyon kanalına anlatmıştı. Balotelli ise kendisine yapılan bu olayı hiç unutmadı ve gitmeyi, takımdan ayrılmayı, ülke değiştirmeyi kafasına koydu. Gemileri yakmış olan Mario, İnter antrenmanlarına Milan çoraplarıyla gitmeye başladı. Materazzi o günlerde bir kez daha karşısına çıkarak, bir gün onun sahada olduğu bir anda soyunma odasındaki Milan çoraplarını çaldı ve koca bir makasla ezeli rakiplerinin çorabını kesip soyunma odasının ortasına atarak genç futbolcuyla uğraşmaya devam etti. Yıllar sonra bunu ''Balotelli'nin akıllanması için yaptım'' diyerek kendisini savunacaktı.

Ayrılmak için gün sayan Mario Balotelli, kendisini çok iyi tanıyan ve kendisine halen inanan babası olarak gördüğü bir ismin yanına, İngiltere’ye gitmeye karar verdi. Roberto Mancini’nin çalıştırdığı Manchester City, Balotelli’yi 30 milyon Euro’ya transfer etti. Rotasını İtalya’dan İngiltere’ye kıran problemli çocuk, İnter formasıyla 3 sezonda 73 resmi maça çıkmış, 22 gol atmayı başarmıştı. 3 kez Serie A Ligi Şampiyonluğu, 1 kez de Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Mario’nun yeni durağı İngiltere oldu.

MANCHESTER CİTY GÜNLERİ: MAHALLENİN SEVİLEN DELİSİ 
İtalya’da kendisi adına oldukça kötü geçen günlerin ardından kendisine inanan bir teknik adamın ve kendisine sahip çıkmaya hazır bir kulübün parçası olan Mario Balotelli’nin İngiltere günleri resmen başlamış oldu. O dönem İtalya Milli Takımı’na ilk kez davet edilen Mario Balotelli, 2010 yılının ağustos ayında Fildişi Sahili ile yapılan dostluk maçında ilk kez İtalya millî futbol takımı formasını giydi. Yeni takımındaki ilk maçına aynı ayın sonlarına doğru oynanan UEFA Avrupa Ligi Eleme Maçı’nda Poli. Timisoara’ya karşı çıkan Balotelli attığı golle takımının o maçtan galip gelmesini sağlarken, sakatlanması sebebiyle oyundan çıkmıştı.

Manchester ekibindeki ilk sezonunda kendisinin yanı sıra Adebayor, Jo, Roque Santa Cruz, Dzeko ve Carlos Tevez gibi yıldız forvetlerin arasında kendisini göstermek isteyen 20 yaşındaki Mario, sezonun ilk 8 maçında sakatlığı nedeniyle forma giyemedi. Bu dönem formadan uzak kalan genç futbolcu, saha dışındaki davranışlarıyla konuşulmaya devam etti. Henüz Manchester City’e yeni transfer olduğu günlerde Audi R8 arabasıyla kaza yapan Mario Balotelli’nin üstünde bulunan 5 bin Sterlin polislerin dikkatini çekmişti. Öyle ki polisler bu kadar çok parayı neden taşıdığını sorduklarında, ‘’çünkü çok zenginim ve çok param var’’ cevabını alacaklarını düşünmemişlerdi. Bu olayın hemen ardından Balotelli, bu kez kadın hapishanesine girmeye çalıştığı için gündeme gelecekti. Sakatlığı sebebiyle İtalya’ya giden Mario, Brescia’da kardeşi ile birlikte kadınlar hapishanesine girmeye çalışırken yakalanmışlardı. Hapishane yetkililesi Calogero La Presti yaşananları şu cümlelerle anlattı: ‘’Geç saatlerde hapishaneye pahalı bir Mercedes’in yaklaştığını fark ettik. Arabanın içinde iki kişi vardı ve bunlardan birinin Balotelli olduğunu anladık. Hapishaneye girmek istediklerini bize söylediklerinde, onlara bunun mümkün olmadığını ve resmi prosedürleri uygulayacağımızı söyledik. Balotelli ise kapıyı açık gördükleri için girmek istediklerini, buraya girebilmek için herhangi bir izin almaları gerektiğini düşünmediklerini söyledi. Ve oldukça utangaç bir şekilde, özür diledi. Özür dilerken ağzının içinden konuşuyormuş gibiydi.’’ Bu haberlerin konuşulmasının ardından futbolcunun menajeri Mino Riola ise ‘’yaşanan olay kesinlikle tuhaf bir durum değil, sadece işin içinde Balotelli olduğu için büyütüyorlar’’ açıklamasını yaparak futbolcusunu korumuştu. Futbolcu için ise bu olay sadece şu cümleyle özetlendi: ‘’Hapishanenin nasıl bir yer olduğunu merak etmiştim…’’ Ancak Mario’yu ilginç kılan şey tam olarak buydu, hapishanenin kapısını açık görünce içeriye girebileceğini düşünebilecek kadar saf ve samimiydi. Hatta bir mafya üyesiyle ilgili kendisinden alınan ifadede ‘’onun evine gittiğimde her yerin uyuşturucuyla dolu olduğunu görmüştüm. Hatta masasının üzerini kaplayacak kadar uyuşturucu vardı. Onun bir uyuşturucu kaçakçısı olduğunu düşünmüyorum o sadece uyuşturucu satıcısı olabilir’’ diyecek kadar saftı. 

2010 yılında Avrupa’daki en iyi genç futbolcuya verilen Golden Boy ödülünü kazanan Mario Balotelli, ödülünü aldığında şu konuşmayı yaptı: ‘’Benim dışımda kim alabilirdi ki? İki yıl önce bu yarışı 6. ve geçen sezon 4. sırada bitirdim, nihayet sıra bana geldi, ben kazandım. Şimdi bu ödülümü, Ballon d'Or’a dönüştüreceğim yoksa bu ödülün bir anlamı olmayacak.’’ Mario bu ödülü daha önce kazanmış Rooney, van der Vaart ve Fabregas gibi isimler hatırlatıldığında ‘’ben bu ödülü almış diğer isimlerden daha iyiyim. Bu ödülü kazanıp benden iyi olan tek bir isim var o da Lionel Messi’’ demişti. Ancak Mario Balotelli’nin açıklamaları bununla da bitmiyordu, kendisinin ödül kazandığı bu yarışı ikinci sırada bitiren 18 yaşındaki Arsenal futbolcusu Jack Wilshere ile ilgili soruya oldukça şaşırmış bir şekilde ‘’kim? Kimin adını söylediniz? Onu tanımıyorum. Ancak ilk Arsenal maçında, ona dikkat edeceğim ve kim olduğunu öğreneceğim. Ama o isterse, ona Golden Boy ödülümü gösterebilir ve bu ödülü kazananın ben olduğumu ona hatırlatabilirim’’ diye yanıt verecekti. 

Manchester City forması altındaki ilk sezonunda 17 Premier League maçına çıkan ve bu maçlarda 6 gol atıp, 1 asist yapma başarısı gösteren 20 yaşındaki Mario Balotelli, 1 kez kırmızı kart görmüş ve 4 maç ceza almıştı. Mario bu sezon attığı 6 golü yalnızca 3 maçta atmıştı. West Bromich’e 2 gol atan genç futbolcu, Aston Villa karşısında 3 gol atıp yıldızlaşırken, Fulham ağlarına da 1 gol kaydetmeyi başarmıştı. İtalyan futbolcu bu sezonki tek asistini Sunderland’a karşı yapmıştı.  

Fena bir sezon geçirmeyen Mario Balotelli sezon sona erdiğinde herkesi yine şaşırtmayı bilmiş, şu açıklamayı yapmıştı: “Burada kendimi iyi hissetmiyorum. Evimi özledim ki, evim Brescia’dır, Milan değil.’’ 

MANCHESTER GÜNLERİ: NEDEN HEP BEN? 
Mario Balotelli’nin Manchester günleri devam ediyorken, kendisini her seferinde gündemde kalmayı başarıyor, yaptıklarıyla olay oluyordu. 

City'nin UEFA Avrupa Ligi'nde 2-0 kaybettiği Dinamo Kiev maçının ikinci yarısının başında oyuna girmeye hazırlanan Mario Balotelli, ‘’alerjim var’’ diyerek oyuna girmeyi reddetti. Manchester City teknik direktörü Mancini ise, ‘’yüzü bilmediğim bir nedenden dolayı şişti’’ açıklamasıyla futbolcusunun oyuna girmemek için bahane bulmadığını söylüyor, Manchester ekibinin sağlık heyeti ise Mario’nun bazı ürünlere karşı ciddi alerjisi olduğunu doğruluyordu. Ancak gerçek daha sonradan ortaya çıkmıştı: Mario Balotelli sadece üşüyordu. 

Manchester City kulübü, Mario Balotelli’nin bir genç takım futbolcusuna dart oku attığı suçlamasıyla soruşturma başlattı. İtalyan futbolcu bu iddiayı hiçbir zaman kabul etmezken, ‘’dart oynadığım doğru ancak ben kimseye ok atmadım’’ açıklamasını yaparak kendini savunacaktı. Ancak ismini vermek istemeyen genç takım oyuncuları, Mario’nun kendilerine odasından dart okları fırlattığından emindiler. İngiliz ekibi bu konuyla ilgili soruşturmasını tamamlasa da oyuncularına herhangi bir ceza vermeyi uygun görmediler. Mario ise yıllar sonra bunun nedeni olarak sadece sıkılmasını gösterecekti. 

Mario Balotelli bu kez bir okulun tuvaletini kullandığı gerekçesiyle gündeme geldi. Manchester’da araba kullanırken, tuvaletinin geldiğini fark eden Mario, Bentley arabasını Xaverian Koleji'nin otoparkına hızlı bir şekilde park etti ve okulun kantinine giderek tuvaleti kullanmak adına izin istedi. Edward Gasson adındaki okul öğrencisi o anları şöyle anlattı: ‘’Ben Manchester City taraftarıyım ve onu görünce çok heyecanlandım. Öğretmenler tuvaletine gitti ve kısa bir süre sonra çıktı. Tuvaletten çıktıktan sonra sanki burayı çok iyi biliyormuş gibi davranarak okulun içinde dolaşmaya, gezinmeye devam etti. Bizimle konuşup, şakalar yaptı ve çok eğlendik. Böyle bir şeyin olabileceğini asla beklemiyordum.’’ Okul yönetiminin cevabı ise oldukça şaşırtıcıydı: ‘’Xaverian Koleji olarak Mario’nun zorunlu ziyaretinden dolayı çok memnun olduk ancak onu derslerimizde de görmek isteriz. Ders almak isterse, istediği zaman tekrar gelebilir.’’ 

Tüm bunlara rağmen Mario Balotelli’nin ikinci sezonu iyi başlamıştı. Agüero’nun takıma katılmasıyla birlikte forma şansı için daha çok mücadele etmesi gereken Mario, kendisini futbola vermeye çalışıyordu. Öyle ki onu kazanmaya kararlı olan Roberto Mancini, İtalyan futbolcunun Messi ve Cristiano Ronaldo ile birlikte dünyanın en iyi üç futbolcusundan biri olduğunu söylüyor, onun aklını tamamen futbola çevirmek için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Mario Balotelli belki de hocasının kendisi için gösterdiği çabadan ve tutumdan etkilenmiş olacak ki, her şeyi yoluna koymuş gibiydi. Saha içinde elinden geleni yapan Mario, bu geniş rotasyona rağmen takımda kendisine yer bulabiliyor ve hatta penaltıları o kullanıyordu. İtalyan teknik adam güvendiği futbolcusuyla ilgili her şeyin yolunda olduğunu söyleyerek ‘’Mario kesinlikle değişti. Saha içinde ve saha dışında eskisi gibi değil, iyileştiğini düşünüyorum ve umarım futbola olan bakış açısı da değişmiştir, bunu umuyorum’’ demişti. Ancak Mancini’nin bu açıklamasından yaklaşık bir gün sonra gece yarısı Balotelli’nin evinde ufak çaplı yangın çıkmış ve iki itfaiye ekibi golcü futbolcunun evine gitmek zorunda kalmıştı. Evin içinde bulunan paraların çalınmasından korkan Mario Balotelli, polislerin de gelmesini rica etmişti. Olayın hemen ardından yapılan resmi açıklamada ise yangının havai fişek yüzünden çıktığı ve kontrol altına alındığı yazıyordu. Balotelli’nin kendi evinin banyosunda havai fişek patlattığı söylenmişti ancak Mario şu açıklamayla kendisini savundu: ‘’Ufak bir yangın çıktı ve bu evimde değil, banyoda oldu. Çünkü fişeklerden birini yanlış yere attım, bu yüzden yanlış yöne doğru gitti. Havai fişek yüzünden perde yandı ve daha sonra tüm banyoya yayıldı. Abartılacak bir şey yok, eğlenmek istedik ama sadece şanssızdık.’’ Bu olayın ardından çıktığı ilk maç olan Manchester United’a gol atan Mario Balotelli, formanın altında giydiği ‘’neden hep ben?’’ tişörtünü göstererek, yaşananlara kendince cevap verdi ve hafızalara kazınacak o sevinci yaptı.

Bu sezonun sonunda Manchester City, Agüero’nun mucize golüyle şampiyonluğa ulaşarak ligdeki 44 yıllık hasretine son verirken, Roberto Mancini, ‘’aslında bizi Mario Balotelli şampiyon yaptı’’ diyerek, genç futbolcuya hakkını teslim etmiş oldu.  O sezon 32 maça çıkan Mario Balotelli, 27 gol atıp, 2 asist yapmayı başardı. EFL CUP finalinde gol kaydeden İtalyan futbolcu, maçın adamı ödülünü kazanmasına rağmen aldığı ödüle oldukça ilgisiz gözüküyor, attığı gole neden sevinmediği sorulunca ise kendisini yine gündeme taşıyacak o meşhur açıklamasını yapıyordu: ‘’Gol attığımda sevinmedim çünkü işimi yaptım. Postacı, mektup ulaştırdıktan sonra seviniyor mu?’’

Balotelli’nin kazandığı son kupanın bu kupa olduğunu söylemek, sanırım işlerin ne kadar kötüye gittiğinin en büyük özeti olacaktır.

‘’DELİ DEĞİLDİ, KÖTÜ ADAM HİÇ DEĞİLDİ, SADECE İLGİ VE SEVGİ İSTİYORDU’’
Habertürk gazetesi, Manchester City’de Mario Balotelli ile takım arkadaşlığı yapan bazı isimlerin Mario ile ilgili neler söylediklerini derlemişler ve ben de buradaki cümleleri bir araya getirerek sizinle paylaşıyorum: 

James Milner: ‘’Onu tarif edebilmenin en kolay yolu, 12 yaşında bir adam olduğuydu. Ne yapmayı isterse onu deneyen biriydi. Kafasında inanılmaz bir yetenek seti vardı, harika fiziksel özelliklelri vardı ama düşünme şekli hala çocuklar gibiydi. Büyümemişti. Soyunma odasında bir grup olarak konuşuyorsak karşımızda gürültü yaparak dikkati çekerdi. Aslında yaptığı çoğu şey de ilgi çekmek içindi. Kendini güvende hissetmediği bir yerde büyüyen biri olarak yetişkin olmaması da normal. Mario deli değildi, kötü adam hiç değildi, sadece ilgi ve sevgiye açtı, çoğu insan gibi.’’

Zabaleta: ‘’Beyni gitmiş gibiydi. Tarihteki en iyi gollerrden birini atabilir beş dakika sonrasında da kırmızı kart görebilir. Emekli olduğumda bile Mario'yu asla unutmayacağım."

Micah Richards: ‘’Onunla kavga ettim, onunla yumruk yumruğa dövüştüm bazen çekilmez bir çocuk gibi olabiliyordu ama tüm bunlara rağmen onu seviyordum. Bence herkes seviyordu. Onunla birlikte gülmeyi tercih ediyordum, o zaman her şey daha kolay oluyordu.''

Agüero: ‘’Çoğu davranışı benim hissettiklerimden farklı hissetmesinden belki de güvensiz hissetmesinden kaynaklı. Antrenman sahasına çıkarken toplara sürekli vurur ya da saha dışına atarak yemekhaneye gönderir. Ona yardım edemedim ama zaman zaman tavsiyelerde bulundum. Mario'yu çok sevdim, herkes çok sevdi. Üzerimize fındıklar attığı zamanlarda bile!"

Costel Pantilimon: ‘’Çok gençti ve muhtemelen aptalca bazı şeyler yaptı. Ancak onun kaç kişiyi etkileyebileceğinin farkına varabildiğini düşünmüyorum. Onun hakkında sadece güzel şeyler söyleyebilirim. Herkese karşı çok saygılı biriydi, çok yetenekliydi ve oynadığım en iyi santrforlardandı.’’

EURO 2012’DE GÜNDEM OLMAYI BAŞARDI
Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde Mario Balotelli’yi oyuna almaya hazırlanan İtalya teknik direktörü Prandelli, gözünü genç futbolcuya diktiğinde onun tabletiyle oynadığını görünce büyük bir şok yaşamış ve gözlerine inanamamıştı. Ancak tecrübeli teknik adam, genç futbolcusunu Avrupa Şampiyonası kadrosuna dahil ederek, ondan yararlanmaya karar verdi. 

İtalya Milli Takımı büyük bir sürprize imzasını atarak, turnuva finaline kadar yükselme başarısı göstermiş ve bu başarıdaki en büyük pay sahibi Mario Balotelli olmuştu. Turnuvada 3 gol atarak o turnuvada en fazla gol kaydeden 6 isimden biri olmayan başaran İtalyan futbolcu, bu turnuvada çıktığı 5 maçta 3 gol atarak İtalya adına bir Avrupa Şampiyonası’nda en çok gol atan isim olmayı başarmıştı. 

Turnuvada favori Almanya’yı 2-0 yenen İtalya’nın gollerini kaydeden Mario Balotelli, attığı ikinci golün ardından formasını çıkartıp vücudundaki kasları göstererek sevindiği için sarı kart görmüştü. Maçın ardından kendisine sorulan ‘’sarı kart göreceğinizi bildiğiniz halde neden formanızı çıkarttınız?’’ sorusuna, ‘’hakem sanırım vücudumu kıskandı, o yüzden sarı kart gösterdi’’ diye yanıt vererek bir kez daha gündem olmayı başardı. 

Turnuvada birlikte oynadığı Cassano yıllar sonra futbol tarihinin en abartılan üç futbolcusundan birinin Balotelli olduğunu söyleyecekken, takımın önderi olan tecrübeli futbolcu Pirlo o turnuvanın hayatının en zor turnuvası olduğunu söylüyor ve bunun nedenini Cassano ve Balotelli’yle uğraşması olarak gösteriyordu.

ROBERTO MANCİNİ: ‘’ONU OĞLUM GİBİ SEVİYORUM AMA…’’
Şampiyon olmuş Manchester City’de her şey yolundaymış gibi görünüyordu ancak Mario Balotelli ile her şeyin yolunda gitmediği ortadaydı. İngiliz ekibi yeni sezon öncesi İtalyan futbolcuya şampiyonluk kutlamalarına katılmak yerine ülkesinde vakit geçirdiği için para cezası vermişti. Bu Balotelli’nin kulübe ödemek zorunda olduğu ilk para cezası olmuş oldu.

Mario Balotelli, GQ dergisi tarafından dünyanın en iyi giyinen ikinci insanı olarak belirlenirken ilk sırada ise İngiliz müzisyen Tinie Tempah vardı. Balotelli ayrıca Time dergisinin Kasım 2012 sayısının kapağında da yer almayı başardı. 

Şampiyonluğa ulaşmış Manchester City, yeni sezon için hazırlıklara başlamış ve yeni sezon hazırlık kampını Amerika’da yapmaya karar vermişlerdi. LA Galaxy ile oynanan karşılaşmada David Silva’nın al da at diyerek ceza sahasına verdiği müthiş pasla birlikte kaleciyle karşı karşıya kalan Mario Balotelli, penaltıdan daha rahat ve müsait olduğu pozisyonda bir anda arkasını dönmüş ve topa topukla vurarak, pozisyonu harcayınca tepkileri üzerine çekmişti. Kendisini oğlu gibi sevdiğini söyleyen Roberto Mancini, yedek kulübesinde adeta çılgına dönerek İtalyan futbolcuyu bu pozisyonun hemen ardından oyundan almıştı. Maçın henüz ilk yarım saatinde oyundan alınan Mario, babası olarak gördüğünü söylediği Roberto Mancini ile tartışmaya başlamış ve araya teknik heyetin girmesiyle tartışma daha fazla büyümeden önlenmişti. Maçı izleyen LA Galaxy takımının sahibi Philip Anschutz bu pozisyonu izlediği sırada ağzına gelenleri söylememek için kendisini zor tutarak sadece ‘’bu çocuk tam bir yavşak’’ diyebilmişti. Onunla birlikte maçı izleyen ve onu Manchester ekibine transfer eden isim olarak bilinen İngiliz ekibinin CEO’su Garry Cook, utangaç bir tavırla ‘’Mario aslında iyi bir çocuk ama sadece bazen çılgınlaşabiliyor, yapacak bir şey yok, o böyle biri’’ diyebilmişti. 

Balotelli için bu sezon nasıl başladıysa, adeta öyle devam etti ve Roberto Mancini ondan vazgeçti. Manchester City oldukça fazla yatırım yaptığı bu genç futbolcusuyla ilgili zararın neresinden dönersek kardır diye düşünerek futbolcuyu satmaya karar verdi. Roberto Mancini, futbolcusu hakkında sürekli olarak kendisine sorulan soruları yanıtlamaktan kaçınıyor, onu sevdiğini söylese de onun kaçık biri olduğunu söylemeden edemiyordu. Balotelli, o dönemde alkole düşkünlüğü, puro ve nargileye başlaması, sigara içerken görüntülenmesi ve kız arkadaşıyla buluşmak için gittiğini söylediği İtalya’da bir porno yıldızıyla yakalanması gibi çeşit çeşit haberlerle gündeme geliyordu. Roberto Mancini dayanamamış ve en sonunda ‘’onun için çok şey yaptım ama en nihayetinde annesi ya da babası değilim. Ama benim oğlum olsaydı, kıçına tekmeyi basardım’’ açıklamasını yapmıştı. 

Balotelli bu dönem maçtan önce striptiz kulübüne gittiği öğrenildiği için kadro dışı kalmış ve kulübüne bir kez daha para cezası ödemişti. Hatta sevgilisinden af dilemek için gol atmayı bekleyen Mario, golünü attıktan sonra formasının altındaki tişörtün üzerinde yazan ‘’Raffaela seni seviyorum’’ yazsını göstermişti. Mario’nun bu gönül alma çabası işe yaramış, sevgilisi onu affettiğini açıklamıştı. ‘’O striptiz kulübüne gidebilir. Eğer yanında arkadaşları varsa ve yaramazlık yapmayacaksa. Zaten bir yaramazlık yapsa bile mutlaka bana dönecektir çünkü onun favorisi her zaman benim’’ diyen Raffaela Fico, bir önceki sevgilisi Cristiano Ronaldo ile ilgili soruya ise Balotelli’yi överek şöyle diyecekti: ‘’Ronaldo ile birlikteliğim oldu ama sizi temin ederim ki, Mario çok daha iyi.’’ Şimdilerde ayrı olan bu çiftin, 2012 yılında doğmuş Pia adında bir kızlarının olduğunu hatırlatayım.

Balotelli ise Manchester City forması altında çıktığı son yarım sezonunda 14 maça çıkmış, 1 gol atıp, 1 asist yapmıştı. Manchester şehrinde ise arabası tam 27 kez çekilmiş, araba cezalarına toplam 20 bin Dolar’a yakın para ödemişti. 

FA Cup finalinin hemen ardından sahanın içerisindeyken muhabire söylediği ‘’tüm sezonum bok gibi geçti’’ cümlesi o sezonunu özetlerken, bu cümleyi kurmasının hemen ardından oldukça saf bir şekilde sorduğu ‘’bok diyebilir miyim?" cümlesi onun nasıl biri olduğunu gösteriyordu.

TÜM YOLLAR ENİNDE SONUNDA EVE ÇIKAR: MİLAN
2013 yılının ilk ayının sonunda İtalya’ya geri dönen Mario Balotelli’nin yeni takımı, ezeli rakibinin forması giydiği günlerde bile taraftarı olduğunu açıklamaktan sakınmadığı Milan olmuştu. Mario, İtalyan ekibine 20 milyon Euro gibi bonservis bedeliyle transfer olmuştu. 

Yeni takımında 45 numaralı formayı giyen Mario Balotelli, Milan ile çıktığı ilk resmi maçta 2 gol atarak müthiş bir başlangıç yapmış oldu. Evine geri döndüğünde yeniden doğmuş olan İtalyan futbolcu, bu yarım sezonda çıktığı 13 maçta 12 gol atarak olağanüstü bir performansa imza attı ve kendisini futbola verdiğinde neler yapabileceğini herkese göstermiş oldu.

Milan forması altındaki yeni sezonunda da oldukça başarılı bir performans gösteren Mario, 30 lig maçında 14 gol atıp 7 asist yaparak adeta futbola geri döndüğünü belli ediyordu. Şampiyonlar Ligi’nde 8 maça çıkan ve 2 gol atıp 1 asist yapan Mario, bu müthiş performansına rağmen takımının ligi 8. olarak bitirmesine engel olamamıştı. Takımının yaşadığı bu hayal kırıklığıyla birlikte İtalya’da bir kez daha ırkçılık denen insanlık tarihinin vebasıyla karşılaşan Mario Balotelli, bir kez daha İtalya’dan ayrılmaya karar verdi. Napoli maçında yaşadığı ırkçılık sebebiyle oyundan alınıp yedek kulübesine oturan Mario, orada döktüğü gözyaşlarıyla akıllarda kaldı. 

Milan’dan ayrılmak isteyen Mario Balotelli gözünü bir kez daha İngiltere’ye çevirdi. Ve Luis Suarez’i yollamış olan Liverpool, aklını tamamen futbola verdiği düşünülen Mario Balotelli’yi 20 milyon Euro’ya transfer etti. 

ARADIĞINI BULAMAMAYA DEVAM ETTİ: LİVERPOOL
2014 yılının yaz ayında Liverpool’a transfer olan Mario Balotelli, 24 yaşına gelmiş ve iki farklı ülkede 4 farklı takımda forma giymiş bir futbolcuya dönmüştü. Bonservisine toplamda 70 milyon Euro harcanan Mario Balotelli’nin ikinci İngiltere macerası istediği gibi gitmemiş, büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. 

Liverpool o sezonu büyük bir hayal kırıklığıyla tamamlamış, ligi 6. Sırada bitirirken, Avrupa’da erkenden elenmiş ve başka herhangi bir kupada final bile görmemişti. Hal böyle olunca henüz büyüyememiş, özellikle kötü anlarda küçük bir çocuktan farkı olmayan Mario Balotelli’den iyi şeyler beklemek oldukça ütopik bir düşünce oluyordu. Öyle de oldu, İtalyan futbolcu çıktığı 28 maçta yalnızca 4 gol atabilmişti. Ve bu durum Balotelli’nin bir kez daha dikiş tutturamadığını gösteriyordu.

O ESKİ BEN DEĞİLİM: TEKRAR MİLAN
Liverpool’da yaşadığı hayal kırıklığını unutmak isteyen Mario Balotelli, gözünü daha tanıdık bir yere, daha önceden mutlu olduğunu düşündüğü ve belki de kendi yuvası olarak görmeye en yakın olduğu Milan’a geri döndü.

Ancak Mario Balotelli, Milan’daki ilk döneminde yaşadığı o etkileyici performansın tam aksi bir görüntü çizerek, hayal kırıklığı yaratmaya devam etmiş ve oldukça kötü bir performans göstermişti. Mario o sezon çıktığı 23 maçta 3 gol atıp, 1 asist yapabilmişti. Ve bu durum artık önüne geçilemeyecek düşüşün büyük bir başlangıcı oldu. 

ACABA GERİ Mİ DÖNDÜ? FRANSA GÜNLERİ 
Menajeri Mino Riola olan bir futbolcunun Milan’dan Nice gibi bir takıma transfer olması pek inandırıcı gelmeyebilir ancak söz konusu Mario Balotelli olursa, yaşanan herhangi bir şeyin sürpriz olmadığını söylemek mümkündür.  Riola bile Balotelli’nin yüksek seviyedeki takımlarda tutunmasını sağlayamamış, futbolcunun Nice gibi bir kulübe gitmesinden daha iyi bir seçenek bulamamıştı. 

Nice kulübünün kendisine güvenmediği için bir sezonluk anlaşma imzaladığı Mario Balotelli bu sezonunda oldukça başarılı bir performans ortaya koyarak, 23 lig maçında 15 gol atma başarısı gösterdi. Bu performansıyla kulübüyle olan sözleşmesini 1,5 yıl daha uzatmayı başardı.  Nice forması altında toplamda 76 resmi maça çıkan İtalyan futbolcu bu maçlarda 43 gol atıp 3 asist yapmasını bildi. 

Yarım sezon Marsilya forması giyen Balotelli bu forma altında 15 maça çıkarken, 8 gol atarak yine iyi bir performans ortaya koydu. Kendisiyle ilgili halen umutları olan insanları ‘’acaba mı?’’ diye düşündürtmeyi başardı. 

ÇOCUKLUĞUNU HATIRLAMAK İÇİN GERİ DÖNDÜ
Fransa’dan ayrılması beklenen ve yeni durağının neresi olunduğu bilinmeyen Mario Balotelli, İtalya’ya geri dönmeye karar verdi. Fransa’da gösterdiği iyi performansa rağmen istikrarsız performansı, ne yapacağı belli olmayan adeta pimi çekilmiş bir bomba olması, disiplinsizliği ve saha dışındaki olaylarıyla kimsenin güvenemediği Balotelli, Brescia takımına transfer olarak herkesi şaşırttı. 

Serie A’ya yeni yükselmiş olan Brescia’ya transfer olan Mario Balotelli, bu kararını şöyle açıklıyordu: ‘’Brescia benim doğduğum yer, burada çok güzel bir çocukluk geçirdim ve o günler benim hayatımdaki en güzel günlerimdi. Futbolu burada bırakmak istiyorum.’’ 

Herkesin olgunlaşmasını ve büyümesini beklediği Mario Balotelli, Brescia forması altında 19 maça çıktı ve yalnızca 5 gol atabildi. 

VE BEKLENEN DÜŞÜŞ: İKİNCİ LİGE TRANSFER OLDU
Brescia forması altında kulüp yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar yüzünden kadro dışı bırakılan Mario Balotelli, uzun bir süre kulüpsüz kaldı. Ve oyuncunun yeni menajeri Morris Pagniello, oyuncusunun yeni kulübünü açıkladı: MONZA

Monza kulübünün sahibi eski başbakanlardan Silvio Berlusconi'nin sahibi olduğu Monza kulübüne transfer olan Mario Balotelli, sezon sonuna kadar bu takım formasını giyecek. 30 yaşına gelmiş Mario Balotelli ile ilgili söylenebilecek en güzel cümleleri kendisini oğlu gibi gördüğünü söyleyen Roberto Mancini geçtiğimiz günlerde şöyle özetlemişti: ‘’O daha çok gençken antrenörü oldum ve çalıştırdım. Onu oynattım. Uzun yıllar olağanüstüydü. Umudum, her şeyi değiştirmek için bir şeyler yapmasıdır. O halen 30 yaşında. Tam anlamıyla fiziksel ve futbol olgunluğunda olabilirdi. Umarım bir sabah uyanacak ve yeteneğini heba ettiğini görecek. Olağanüstü, son derece kibar ve terbiyeli biri. Ona çok defa yeteneğini boşa harcadığını söyledim ama beni hiçbir zaman dinlemedi. Onun için üzülüyorum, onu böyle görmekten dolayı çok mutsuzum.’’

Mario Balotelli artık 30 yaşına geldi. Peki beklenildiği gibi akıllandığını ya da büyüyebildiğini söyleyebilir miyiz? Kesinlikle hayır. Balotelli, büyümedi, sahip olduklarının kıymetini bilmedi, şımarık bir çocuk gibi belki de en çok kendisine, kendi yeteneğine ihanet ederek, potansiyelini harcadı. Belki her şeyle sorun yaşadığını gördüğümüz bu adamın en büyük sorunu kendisiydi, en büyük kavgayı kendisiyle vermişti ve maalesef bu kavganın kaybedeni de kendisi oldu. Mario Balotelli, ne yaptıysa kendisine yaptı… 

BALOTELLİ’Yİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ…
Kariyerini yazdığım Balotelli’yi neden sevdiğimi anlamayanlar için söylemem gerekirse; düşüş benim ilgimi çok çeken bir şey. Hele böyle inat uğruna, hem de bir şeyler vaat edilirken, bir şeyler teklif edilmişken bunu kabul etmeyip, bunun yerine göz göre göre bir düşüşü seçen ya da seçmek zorunda kalan insanların kaderi beni hep ilgilendirir. Böyle bir potansiyel bende de var ve bu beni hem korkutuyor hem de bana heyecan veriyor. 

Potansiyelini kullanamamış ancak tüm bunlara rağmen olmak istediği gibi samimi ve saf kalmayı başarabilmiş Mario Balotelli, büyük arayışların, insanın kendisiyle olan kavgalarının, aidiyet ve mutluluk arayışının, aradıklarını bir türlü bulamamanın yeşil sahalardaki karşılığı oldu. Onu sevmemek ve onda kendimi görmemek için herhangi bir sebebim yok.  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Futbolu konu edinen 10 film

Hem kitap hem film: Driver (Sürücü)

1 isim, 10 film: Jake Gyllenhaal